top of page

NİŞANLILIĞIN SONA ERMESİ HALİNDE AÇILABİLECEK DAVALAR

  • Yazarın fotoğrafı: Elif Tuncay
    Elif Tuncay
  • 3 Kas 2021
  • 7 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 15 Kas 2021

Nişanlanma ile ilgili yasa hükümleri Türk Medeni Kanun’un 118 ile 123. Maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre; nişanlanma hukuki bir sonuç doğurabilmesi için ancak tarafların birbirlerine evlilik vaadinde bulunmaları gerekmektedir. Bir kişi ile sevgili olduğunuzda, aynı evi paylaştığınızda veya birlikteliğe uygun düşmeyecek şekilde serbest yaşayan kişi evlilik vaadinde bulunmamışsa hukuken nişanlılıktan söz edilememektedir.

Bir kişi ile nişanlandığınız zaman nişanlılık hukuki olarak bu kişinin sizinle evlenmesi için bir dava hakkı vermemektedir. Fakat hukuken nişanlılığın varlığı şartları oluşmuşsa size nişanlılığın yükümlülüklerine aykırı davranan taraftan birtakım taleplerde bulunabileceğiniz davalar açmaya olanak verir. Peki bu davalar nelerdir? Hangi durumlarda bu davalar açılabilmektedir?


Öncelikle nişanlılığın sona ermesi halinde açılabilecek davalar şu şekildedir;

-Nişanın bozulması nedeniyle maddi tazminat davası (TMK madde 120)

-Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat davası (TMK madde 121)

-Nişanın bozulması nedeniyle hediyelerin iadesi davası (TMK madde 122)


1) Nişanın Bozulması Nedeniyle Maddi Tazminat Davası


Nişanın bozulması nedeniyle açılacak olan maddi tazminat davalarında en önemli husus davayı açacak tarafın kusuru olmaksızın nişanlılığın sona ermiş olmasıdır. Nişanın taraflardan birinin kusuru olmaksızın sona ermesi durumunda da yine tazminat davası açılamayacaktır. Yani maddi tazminat davası açacak olan tarafın nişanlılığın sona ermesinde bir kusuru olmaması gerekmektedir.


Bu durumda karşı taraf nişanlılığı sona erdirirken bir sebep göstermemiş olabilir veya kendi kusurundan kaynaklı bir nedenle nişanlılığın sona erdirilmesine sebep olmuş olabilir. Örneğin; güven sarsıcı derecede borçlarını ödememek, herhangi bir işte çalışmamak veya çalışmak için çaba göstermemek, icra takibi başlatılması sonucunda evine haciz gelmesi, kumar ve illegal bahis oynamak gibi sebepler karşı tarafın kusurundan dolayı nişanlılığın sona ermesine sebep hallerden gösterilebilir.


Maddi tazminat davası açmak için gerekli olan bir diğer neden ise nişanlılık nedeniyle zarara uğranılmış olmasıdır. Eğer ortada bir zarar yoksa nişanlılığın sona ermesi nedeniyle maddi tazminat davası açılamayacaktır. Burada zarar olarak bahsettiğimiz ise; kusuru olmayan tarafın katlandığı maddi fedakarlıkların olması, evlenmek için yapılan harcamaların olması, nişanlanma için masraf yapılmış olması ve harcamaların dürüstlük kuralına uygun olarak yapılmış olması gerekmektedir.


Burada kusuru olmayan tarafın katlandığı maddi fedakarlıklara örnek verecek olursak evlilik vaadi nedeniyle taşınır-taşınmaz mal varlığını satma, çalıştığı işyerinden ayrılma veya iş yerini değiştirme gibi durumlar sayılabilir. Bu durumda kusuru olmayan kişi kendisinden fedakarlıkta bulunduğu için yasa koyucu tarafından korunmaktadır.


Evlenmek için yapılan harcamalara ise evlenildiğinde oturulacak evin satın alınması veya kiralanması, eve eşya alınması ve evin içine yapılacak her türlü tadilat masrafları sayılabilmektedir. Burada önemli olan husus ise Yargıtay kararları doğrultusunda eğer kusuru olmayan davacı taraf kendi üzerine olan tapulu evine masraf olarak her türlü tadilat masrafı yapmış ise bunu kusuru olan taraftan isteyemeyecektir.


Nişan ve sonrasında düğün için yapılan giderlerde ise düğün için yapılan davetiye, salon kiralama, yiyecek içecek gibi giderlerden bahsedilebilir. Burada da Yargıtay’ın önemli bir kararı bulunmaktadır. Nişan töreni için bir salon tutulmuşsa bu salonun giderleri kusurlu olan taraftan talep edilemeyecektir.


Nişanlanmanın sona ermesinde maddi tazminat talep edebilmek için önemli bir husus da dürüstlük kuralına aykırı davranmamış olmaktır. Dürüstlük kuralına uygun davranmaktan kasıt ise bir hakkın kötüye kullanılmaması olarak açıklanabilir. Örneğin; nişan ve evlilik için yapılan harcamalar ve fedakarlıklar fazla abartı olsa dahi tarafların örf ve adetleri, sosyal-ekonomik durumları, kültür düzeyleri, yaşadıkları coğrafya farklı olan kişilerin yapmış olduğu harcamalar karşı tarafın rızasıyla yapıldığı takdirde geri istenebilmektedir. Bu husus ise dürüstlük kuralına aykırı davranmamak olarak adlandırılabilir. Eğer ki bir tarafın maddi gücüne güvenerek harcama yapılmış ise abartılı olarak yapılan harcamalar karşı tarafın rızasının bulunmadığı hallerde maddi tazminat olarak istenemeyecektir.


Yukarıda şartlarını açıkladığımız nişanlanmanın sona ermesi ile maddi tazminat davası açmak istenildiğinde nasıl bir usul izlemeniz gerekmektedir aşağıda bunu açıklayacağız.


Öncelikle aile hukukuna ilişkin davalar uzmanlık ve usuli olarak özen ve titizlik isteyen davalardandır. Bu nedenle davanızı avukat ile takip etmenizi öneririz.

Görevli ve Yetkili Mahkeme:

Nişanlanmanın sona ermesi nedeniyle açılacak olan maddi tazminat davası Aile Mahkemelerinde, eğer dava açılacak yerde Aile Mahkemesi bulunmuyorsa Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olacaktır. Dava, kusurlu olan davalının yerleşim yerindeki mahkemede açılmalıdır.


Davayı Kimler Açabilir?

Yukarıda da üzerine basarak bahsettiğimiz gibi nişanlılığın sona ermesi nedeniyle maddi tazminat davası açabilmek için nişanın bozulmasında bir kusuru bulunmayan taraf olması gerekmektedir. Bu durumda davacı nişanlılardan birisi olabileceği gibi nişanlılardan birinin annesi, babası veya anne babası gibi davranan üçüncü kişiler olabilir. Yani yukarıda saydığımız şartlar anne, baba veya anne baba gibi davranan üçüncü kişiler için de oluşuyorsa maddi bir zararları bulunması durumunda dava açabileceklerdir. Anne baba gibi davranan üçüncü kişiler yalnızca nişanlılar için yaptıkları harcamaları isteyebilecekken kendileri için yaptıkları harcamaları isteyemezler.


Davayı Ne Zaman Açmak Gerekiyor?

Nişanlılığın sona ermesinden itibaren BİR YIL içerisinde maddi tazminat davası açılması gerekmektedir. Burada sona ermesinden kastımız nişanlılardan birinin nişanlılığın sona ermesini sonradan öğrenmesi halinde dahi zamanaşımı süresi işlemektedir. Yani davayı açan taraf ben nişanın sona erdiğini daha sonradan öğrendim o nedenle benim için bir yıllık zamanaşımı süresi henüz dolmadı diyememektedir.


2) Nişanlılığın Sona Ermesi Halinde Manevi Tazminat Davası


Nişanın bozulması nedeniyle açılacak olan manevi tazminat davalarında da en önemli husus davayı açacak tarafın kusur yönünden dava açılacak kişiden daha az kusurlu olmasıdır. Yani manevi tazminat talep edebilmek için nişanı bozan taraftan daha az kusurlu olmak yeterlidir. Nişanın taraflardan birinin kusuru olmaksızın sona ermesi durumunda da yine manevi tazminat davası açılamayacaktır.


Manevi tazminattan kasıt olarak nişanın haksız olarak bozulmasından dolayı kişinin duyduğu elem ve kederin biraz olsun giderilebilmesi amaçlanmıştır. Kişinin manevi tazminat talep edebilmesi için gerekenler ise yine yukarıda maddi tazminat talebinde bahsettiğimiz gibi geçerli bir nişanlılığın varlığından söz edebilmek için evlilik vaadinin bulunması, nişanın ölüm veya tarafların anlaşarak ayrılmaları gibi nedenlerle sona ermemiş olması, manevi tazminat isteyen tarafın kişilik haklarının saldırıya uğramış olması, sadece nişanın bozulmasından dolayı duyulan üzüntü ve hayal kırıklığının ötesinde bir üzüntü olması, kişilik haklarının somut bir şekilde zarara uğradığının ispat edilmesi ve manevi tazminat isteyecek tarafın nişanın bozulmasında daha az veya hiç kusurunun bulunmaması nedenleri sayılmaktadır.


Burada dikkat edilmesi gereken bir husus kişilik haklarına ilişkin saldırının neler olabileceğidir. Kişilik haklarına saldırıdan söz edilebilmesi için kusurlu olan tarafın manevi tazminat isteyen tarafa şiddetin her türünün uygulanmasından bahsedilebilir. Şiddet türleri genel olarak; duygusal, ekonomik, fiziksel, cinsel, sosyal ve görsel olarak ayrılabilir. Genellikle taraflar ilişki devam ederken fiziksel şiddet dışında yaşadıkları şiddetin farkına varamayabilirler örneğin; kişinin dış görünüşü ve davranışları ile alay etmek, birlikte bulunulan ortamlarda küçük düşürücü cümleler sarf etmek, küçümsemek duygusal şiddet olup nişanlılık döneminde fark edilmeyebilmektedir. Bunun yanında nişanlı ile zorla cinsel birliktelik istemek cinsel şiddete, kıyafetlerine karışarak ne giymesi gerektiğine karar vermek sosyal şiddete, nişanlının çalıştığı işi zorla değiştirmek veya istemediği bir işte çalışmaya zorlamak da ekonomik şiddete örnek verilebilir.


Eğer nişanlılık süresinde şiddet görüldüyse ve nişan bozulduktan sonra da karşı taraf ısrarlı şekilde takip ediyorsa bu durumda 6284 sayılı Kanun uyarında koruma kararı talep edilebilir.


Yukarıda şartlarını açıkladığımız nişanlanmanın sona ermesi ile manevi tazminat davası açmak istenildiğinde nasıl bir usul izlemeniz gerekmektedir aşağıda bunu açıklayacağız.


Öncelikle aile hukukuna ilişkin davalar uzmanlık ve usuli olarak özen ve titizlik isteyen davalardandır. Bu nedenle davanızı avukat ile takip etmenizi öneririz.

Görevli ve Yetkili Mahkeme:

Nişanlanmanın sona ermesi nedeniyle açılacak olan manevi tazminat davası Aile Mahkemelerinde, eğer dava açılacak yerde Aile Mahkemesi bulunmuyorsa Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olacaktır. Dava, kusurlu olan davalının yerleşim yerindeki mahkemede açılmalıdır.


Davayı Kimler Açabilir?

Yukarıda da üzerine basarak bahsettiğimiz gibi nişanlılığın sona ermesi nedeniyle manevi tazminat davası açabilmek için nişanın bozulmasında bir kusuru bulunmayan veya daha az kusurlu olan taraf olması gerekmektedir.


Davayı Ne Zaman Açmak Gerekiyor?

Nişanlılığın sona ermesinden itibaren BİR YIL içerisinde manevi tazminat davası açılması gerekmektedir. Burada sona ermesinden kastımız nişanlılardan birinin nişanlılığın sona ermesini sonradan öğrenmesi halinde dahi zamanaşımı süresi işlemektedir. Yani davayı açan taraf ben nişanın sona erdiğini daha sonradan öğrendim o nedenle benim için bir yıllık zamanaşımı süresi henüz dolmadı diyememektedir.


3) NİŞANIN BOZULMASI NEDENİYLE HEDİYELERİN GERİ VERİLMESİ DAVASI

Nişanın bozulması nedeniyle hediyelerin geri verilmesi davası açılabilmesi için nişanın evlilik dışındaki bir nedenden dolayı sona ermiş olması gerekmektedir. Hediyelerin geri verilmesinden kasıt ise alışagelmiş hediyelerin dışında alışılmamış hediyelerin iadesinden ibarettir.


Maddi ve manevi tazminat davalarında olduğu gibi nişanın bozulması nedeniyle hediyelerin geri verilmesi davasında da tarafların birbirine evlilik vaadinde bulunmuş olması gerekmektedir. Bir kişi ile sevgili olduğunuzda, aynı evi paylaştığınızda veya birlikteliğe uygun düşmeyecek şekilde serbest yaşayan kişi evlilik vaadinde bulunmamışsa hukuken nişanlılıktan söz edilemediğinden bu durumda Borçlar Hukuku hükümlerine göre verilen hediyeler istenebilecektir.

Burada en önemli husus da nişanlılığın sona ermesinde kusur aranmamasıdır. Yani davayı açacak taraf nişanın bozulmasında kusurlu olsa dahi alışılmışın dışındaki hediyeleri karşı taraftan isteyebilecektir.


Hediye kavramı olarak maddi bir değere sahip olan eşyalar kastedilmektedir. Öyle ki bunların içerisinde ülkemizde bazı yörelerde “başlık parası”, “ağırlık” ve “kalın” olarak adlandırılan para veya eşyalar da hediye kapsamındadır.


Hediyeler hemen nişanlanmadan önce nişanlılığın gerçekleşeceğine ilişkin ciddi bir inanç olması durumunda, nişan töreni sırasında veya nişanlanmadan sonrasında verilmiş olabilir.


Hediyelerin istenebilmesi için söz konusu hediyenin tarafların birbirlerine vermiş olması veya tarafların anne babaları veya anne baba gibi davrananların vermiş olması gerekmektedir. Diğer akraba veya arkadaşların vermiş olduğu hediyeler bu dava ile istenemezse de Borçlar Kanunu hükümlerine dayanılarak istenebilir.


En önemli hususlardan biri de hediyenin neden verildiğidir. Sevgililik döneminde nişanlanmaya dair inancı yükseltebilmek veya evlilik vaadi olmadan birlikte yaşayanların birbirlerine vermiş oldukları hediyeler bu dava ile talep edilemez. Yine evlilik vaadi olsa dahi tükenebilen bir şey verilmişse (kıyafet, ayakkabı, yiyecek vb..) bu durumda talep edilemeyecektir. Bu dava ile talep edilebilecek olan alışılmışın dışında hediye kapsamına ise; para, altın, değeri fazla olan kolye-küpe, ziynet eşyaları sayılmaktadır. Nişan yüzüğü alışılmışın dışında değerli bir eşya kapsamında değildir.


Yukarıda şartlarını açıkladığımız nişanlanmanın sona ermesi ile hediyelerin geri verilmesi davası açmak istenildiğinde nasıl bir usul izlemeniz gerekmektedir aşağıda bunu açıklayacağız.


Öncelikle aile hukukuna ilişkin davalar uzmanlık ve usuli olarak özen ve titizlik isteyen davalardandır. Bu nedenle davanızı avukat ile takip etmenizi öneririz.

Görevli ve Yetkili Mahkeme:

Nişanlanmanın sona ermesi nedeniyle açılacak olan hediyelerin geri verilmesi davası Aile Mahkemelerinde, eğer dava açılacak yerde Aile Mahkemesi bulunmuyorsa Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olacaktır. Dava, kusurlu olan davalının yerleşim yerindeki mahkemede açılmalıdır.


Davayı Kimler Açabilir?

Yukarıda da üzerine basarak bahsettiğimiz gibi nişanlılığın sona ermesi nedeniyle hediyelerin geri verilmesi davası açabilmek için nişanın bozulmasında kusur aranmaksızın davacı nişanlılardan birisi olabileceği gibi nişanlılardan birinin annesi, babası veya anne babası gibi davranan üçüncü kişiler olabilir. Yani yukarıda saydığımız şartlar anne, baba veya anne baba gibi davranan üçüncü kişiler için de oluşuyorsa dava açabileceklerdir.


Davayı Ne Zaman Açmak Gerekiyor?

Nişanlılığın sona ermesinden itibaren BİR YIL içerisinde maddi tazminat davası açılması gerekmektedir. Burada sona ermesinden kastımız nişanlılardan birinin nişanlılığın sona ermesini sonradan öğrenmesi halinde dahi zamanaşımı süresi işlemektedir. Yani davayı açan taraf ben nişanın sona erdiğini daha sonradan öğrendim o nedenle benim için bir yıllık zamanaşımı süresi henüz dolmadı diyememektedir.





 
 
 

Yorumlar


©2021, Avukat Elif Tuncay Hukuk ve Danışmanlık Bürosu tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page